1. KOSOVA SAVAŞI 1389

İslam aleminin başı sayılan Abbasi Halifesi tarafından Anadolu’da meşru devlet olarak Osmanlı’yı tanınmasıyla birlikte Anadolu’da durumunu sağlamlaştıran Sultan Murad, Avrupa’ya geçti.

Balkan birleşik orduları 100.00 kişilik bir kuvvetti ve Osmanlı ordusu ise en fazla 60.000 kadardı. Osmanlı ordusunda; Kastamonu, Germiyan, Hamid, Teke, Menteşe ve Aydın birlikleri de vardı. Yeniçeriler merkezde, ön safa, onlarında önüne toplar kondu. Sağ ve Sol kanatların önüne okçular yerleştirildi.

Sırp, Macar, Ulah, Leh ve Çekler’den kurulu birleşik Hristiyan ordusu o kadar kalabalıktı ki, Osmanlılar ordularının önüne bir siper olmak üzere, develeri dizmeyi bile düşündüler, develerin ürküp kendilerini ezmesi ihtimalini göz önüne alarak bundan vazgeçtiler.

Bu konular görüşülürken, beylerden biri ”Nice az topluluk, Allah’ın izniyle nice kalabalık topluluğu yenmiştir. ” ayetini okudu ” Cihad yolunda toz soluyan Cehennem dumanını koklamaz” hadisi şerifini ekledi.

Ertesi gün şiddetli bir savaş oldu. Osmanllar, topları başarıyla kullandılar. Önce Osmanlı Sol kanadı şiddetli hücum karşısında geriledi, fakat sağ kanat mukabil hücuma geçti ve Hristiyan kuvvetler bozguna uğradı. Sultan Murad, savaş alanını gezerken, özengisini öpecekmiş gibi yapıp hile ile yanına sokulan Miloş Obiliç tarafından hançerlendi. Sultan Murad yarasının ölümcül olduğunu anlayınca büyük oğlu Beyazıd’ı yanına çağırdı ve ileri gelenlerin kararıyla onu Han yaptı. Tutsak edilmiş olan Kral Hazar ve oğlu orada kısas olarak idam edildi. Sultan Murad’ın iç organları şehit olduğu yere, cesedi de Bursa’ya gönderilerek gömüldü.

Kosova zaferi ile Balkanlar’da Osmanlı’ya karşı son düzenli milletler arası direniş çökertildi ve Kuzey Sırbistan Osmanlı fethine açık hale geldi. Bu tarihte Osmanlı Devleti karşısında hasım olarak sadece Macaristan kaldı.

Ancak Murat Hüdavendigar’ın diğer oğlu Yakup Çelebi baban seni ister denerek ordugaha çağrılmış ve orada şehit edilmiştir. Bu olay Beyazıd için hiçte uğurlu bir başlangıç olmadı. Osmanlı tarihinde bu olay birliği korumak olarak yorumlanmakla birlikte askerler arasındaki huzursuzluktan da bahsedilmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir