Karagöz – Hacivat Oyunu ve Özellikleri

Karagöz – Hacivat oyunu Geleneksel Türk Tiyatrosunun başlıca örneklerindendir. Taklide ve karşılıklı konuşmaya dayanan, iki boyutlu tasvirlerle bir perdede oynatılan gölge oyunudur.

Deriden kesilmiş bazı şekillerin (insan, hayvan vs.) beyaz bir perde üzerine yansıtılmasına dayanır.

Perde arkasında tasvirleri oynatan ve seslendirmeleri yapan kişiye ”hayalî” veya ”hayalbaz” denir.

17. yüzyıldan itibaren yaygınlaştığı ve sonraki yüzyıllarda hızla geliştiği bilinmektedir.

Kaynağı hakkında kesin bir bilgi yoktur.

Çin’den veya Hindistan’dan dünyaya yayıldığına dair görüşler vardır.

Evliya Çelebi de ünlü ”Seyahatname” sinde Karagöz’le Hacivat’ın II. Alaattin Keykubat zamanında (13. yy.) yaşadıklarını söylemiştir.

NOT: Halk arasındaki bir söylentiye göre Karagöz ile Hacivat, Sultan Orhan (14. yüzyıl) zamanında Bursa’da bir cami yapımında çalışmış işçilerdir. İkisi arasındaki nükteli konuşmalar, diğer işçileri oyaladığı için Sultan Orhan tarafından öldürtülmüşlerdir. Daha sonra Şeyh Küşteri, Hacivat ve Karagöz’ün deriden yapılmış tasvirlerini oynatmış ve onların şakalarını tekrarlamıştır. Bu nedenle Karagöz perdesine “Küşteri Meydanı” da denir.

Karagöz Oyununun Bölümleri

Mukaddime (Giriş): Genelde Hacivat sahneye çıkıncaya ve Karagöz’le Hacivat kavga edinceye kadarki bölümdür.

Muhavere: Karşılıklı konuşmaların, atışmaların yaşandığı bölümdür.

Fasıl (Oyun): Asıl oyunun başladığı bölümdür. Oyuna diğer karakterler de katılır.

Bitiş: Oyunun son bölümüdür. Hacivat’la Karagöz, kısa bir konuşmanın ardından kavga eder.

Karagöz Oyununun Karakterleri

Karagöz: Oyunun iki temel karakterin den biridir. Dışa dönüktür, hislerini belli etmekten çekinmez. Halk diliyle konuşur.

Öğrenim görmüş kimselerin gösterişli dillerini anlamaz, anlayabildiklerini de anlamamış görünür.

Özü sözü birdir.

Belli bir mesleği yoktur. Sürekli geçim sıkıntısı çeker, bu yüzden bazen istemediği işleri yapmak zorunda kalır.

Cesur ve ağzı bozuktur. Karısıyla başı derttedir ve sürekli onunla kavga eder.

Hacivat: Karagöz’ün zıddıdır. Herkesin yüzüne güler ama içten pazarlıklıdır. Kavgaları yatıştırır, dargınların arasını bulur.

Ölçülü ve ağırbaşlıdır, iyi öğrenim görmüştür. Medrese diliyle konuşur ve bu yüzden Karagöz’le sık sık yanlış anlaşılmalar yaşar.

Her zaman kişisel çıkarlarını ön planda tutar, nabza göre şerbet verir. Her durumda, kolay yoldan kazanç elde etmeyi başarır.

Tuzsuz Deli Bekir: Bir elinde kama diğer elinde şarapla sahneye gelen bir kabadayıdır. Attığı narada annesi ve babası dahil yüz doksan dokuz kişiyi öldürdüğünü söyler. Olaylar karmaşık bir hale dönüştüğünde gelir ve sorunu çözerek oyunu sona erdirir.

Çelebi: Malı mülkü olan zengin biri ya da bir mirasyedidir. Keyfine düşkündür. İstanbul ağzıyla konuşan nazik ve çıtkırıldım biridir.

Zenne: Karagöz oyunundaki bütün kadınların genel adıdır.

Beberuhi: Kısa boylu, ağzı bozuk, yılışık, dengesiz bir tiptir. Karagözle alay eder, onun boynuna biner, zennelerin kendisi için ölüp bittiğini söyler. Karagöz de sürekli onun boyuyla dalga geçer.

Matiz: Çingene dilinde sarhoş demektir. Sürekli sarhoş gezen belalı bir tiptir.

Arnavut : Mestan Ağa, Bayram Ağa, Celo Ağa, Recep Ağa, Şaban Ağa, Ramazan Ağa, bahçıvan, ciğerci, celep, korucu veya bozacı rolündedir. Cahil cesareti vardır. Çabuk öfkelenip hemen silahına davranır. Kabadayı gibi davranır fakat sıkıyı görünce kaçar.

Tiryaki: Afyon müptelasıdır. Ömrünü orada burada pineklemekle geçirir. Olayların en can alıcı yerinde bile genelde uyuklar.

Ayrıca Anadolu ve Rumeli’den, farklı tipler; Arap, Acem, Kürt, Rumelili, Zeybek, Frenk, Laz, Kastamonulu, Kayserili vb. tipler de bulunabilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir