Marie Curie Hayatı ve Çalışmaları

Marie Curie, 7 Kasım 1867 yılında Varşova’ da doğdu. Hayatını bilim çalışmalarına adayan Polonya asıllı fizikçi radyoaktiflik üzerine çalışmalarıyla iki kez Nobel ödülü kazandı.

Marie Curie, henüz küçük bir çocukken dahi güçlü bir hafızasıyla dikkat çekti ve orta öğrenimini gördüğü Rus Lisesinden 16 yaşında madalya ödülüyle mezun oldu.

Matematik ve fizik öğretmeni olan babası tüm varlığını kaybettiği için Marie üniversite’ye hemen başlayamadı. Özel dersler vererek aile bütçesine katkı sağladı. 18 yaşında varlıklı ailelerin yanında özel öğretmenlik yaptı ve tıp okuyan kardeşinin giderlerini karşıladı.

1891 yılında Paris’e giderek Sorbonne’da Paul Appel, Gabriel Lippmann ve Edmond Bouty’nin derslerini izlemeye başladı. Jean Perrin, Charles Maurain gibi ünlü fizikçiler ile tanıştı. Zorlu ekonomik koşullar altında mücadele eden Marie Curie 1893’te fizik lisans sınavını başarıyla vererek Lippmann’ın araştırma laboratuvarında çalışmaya başladı ve 1894 de matematik lisansını 2.lik ile verdi. Aynı yıl Pierre Curie ile tanıştı.25 Temmuz 1895’de evlenen Marie ve Pierre Curie yıllar boyu sürecek verimli bir iş birliğinin temelini atmış oldular.

Marie Curie ‘nin Bilimsel Çalışmaları

Marie Curie, 1896’da keşfettiği yeni bir olgudan yola çıkarak uranyumda bulunan radyoaktiflik özelliğinin diğer elementlerde de olup olmadığını araştırdı. bir süre sonra Toryumunda aynı özellikte olduğunu keşfetti.

Daha sonra mineraller üzerine çalışmalarına devam etti. Katkısız uranyuma oranla çok daha aktif bir madde olan pekblendi keşfetti. Pekblend, uranyum oksit minerali uranititin şekilsiz, kara ziftli bir türüdür. Pekblendin bu çok aktiflik özelliği cevher içerisinde az miktarda bulunan çok etkin bilinmeyen bir başka maddeye bağlanıyordu. Eşi Pierre Curie ile yürüttüğü çalışmalar sonucu polonyum ve radyum elementlerini keşfettiler.

Yaptığı araştırmalar sonucu Recherches sur les substances radioactives (Radyoaktif maddeler üstüne araştırmalar) başlıklı teziyle Haziran 1903’de doktora derecesini aldı ve eşi Pierre ile birlikte Roya Society’nin Davy Madalyasıyla ödüllendirildi. İki bilim insanı radyoaktifliğe ilişkin çalışmalarıyla 1903 yılında Nobel Fizik Ödülü’nü Becquerel ile paylaştılar.

1897 ve 1904’te kızları Irne ve ve’in dogumu Marie’nin yoğun bilimsel çalışmalarını engellemedi. 1900de Syres’deki Yük-sek öğretmen Okulu’nun (Ecole Normale SupĞrieure) kız öğrencilerine fizik dersi vermeye başladı ve burada deneysel çalışmaya dayalı yeni bir öğretim yöntemi geliştirdi.

Eylül 1904’te Pierre Curie’nin yönettiği laboratuvara başasistan olarak atandı. 19 Nisan 1906’da Pierre Curie’nin bir trafik kazasında ölmesi Marie’yi derinden etkiledi. Bu nedenle Marie Curie artık kendisini tümüyle bilimsel çalışmalarına adadı.

Eşinin Ölümünden Sonraki Çalışmaları

13 Mayıs 1906’da Curie, eşinin ölümüyle boşalan Sorbonne Üniversitesi’nin fizik kürsüsüne atandı ve bu üniversitede ders veren ilk kadın öğretim görevlisi oldu. 1908’de profesörlüğe yükseltildi ve 1910’da radyoaktiflik üzerine gerçekleştirdiği bilimsel çalışmalarını yayımladı. Saf radyum elde etmeyi başarması nedeniyle de 1911’de Nobel Kimya Ödülü’nü kazandı. 1914’te Paris Üniversitesi Radyum Enstitüsü’nün kurulmasına öncülük etti. 1. Dünya Savaşı sırasında Marie Curie, kızı Lıne ile birlikte, Fransız ordusunda radyoloji servislerinin kurulmasına yönelik çalışmalar yaptı. 1918’de Radyum Enstitüsü’nün tüm hazırlıkları tamamlanmış ve Curie’nin yönetimi altında, IrAne’in de dahil olduğu güçlü bir çalışma kadrosu kuruldu. Burası kısa zamanda Dünya çapında bir fizik ve kimya merkezi haline geldi.

Marie Curie, 1922 yılında Tıp akademisi üyeliğine seçildi. Burada radyoaktif maddelerin kimyasal yapılarının araştırılması ve tıp alanındaki uygulamaları üzerine yoğunlaştı.

1921’de Marie Curie, iki kızıyla birlikte Amerika’ya görkemli bir ziyaret yaptı, ve burada Başkan Warren G. Harding kendisine Amerikan kadınlarının aralarında topladıkları parayla satın aldıkları 1 gr radyum armağan etti.

Curie, Belçika, Brezilya ve Çekoslovakya’ya da geziler düzenleyerek buralarda dersler verdi. Milletler Cemiyeti Konseyi tarafından Uluslararası Düşünsel Komisyonu’nun üyeliğine getirildi. Aynca, Paris’te Curie Vakfı’nın kurulmasına öncülük etti ve Varşova’da kız kardeşi Bronia’nın yönetimindeki Radyum Enstitüsü’nün açılışını yaptı.

Marie Curie’nin en önemli katkılarından biri de, yalnızca hastalıkların iyileştirilmesi için değil, aynı zamanda nükleer fizik araştırmalarına kaynak sağlamak amacıyla radyoaktif elementlerin biriktirilmesinin zorunluğunu göstermesiydi. Onun bu çabalarının sonucunda toplanan radyoaktif maddeler, 1930’lardan sonra geliştirilen parçacık hızlandırıcılarının ortaya çıkmasına kadar yararlanılan yegane kaynak oldu.

Paris Radyum Enstitüsü’nün yıllarca radyum D ve polonyum toplayarak biriktirdiği 1,5 gr radyum, 1920 ‘lerin sonlarında ve 1930 ‘ların başlarında gerçekleştirilen deneylerin ve bu arada Irene Curie’nin, 1926’da evlendiği Frederic Joliot ile birlikte yürüttüğü araştırmaların başarıya ulaşmasında büyük katkı sağladı.

Bu çalışmalar, Sir James Chad-wıck’in nötronunu bulmasına, özellikle de 1934’te Irne ve Frederic Joliot-Curielerin yapay radyoaktifliği keşfetmelerine giden yolu açtı.

Marie Curie bu buluştan birkaç ay sonra radyoaktif ışınların neden olduğu kan kanserinden öldü. Fiziğe olan katkıları ile kendisine iki Nobel ödülü getirdi ve kendinden sonra gelen nükleer fizikçiler ve kimyacılara ışık oldu.

KAYNAK : ANA BRİTANNİCA ANSİKLOPEDİSİ

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir